Aşka Olan İnancını Kaybedince, Bir Daha Aşık Olunamıyor ......Kodu Nasıl Çalışır....

Pek tabi aşk ve aşka olan inanç dışsal bir ilişkiye dönüştüğünde yaşanan her şey çok yeni olur.. Tepkilerimiz, hissettiklerimiz ve karşılaştığımız her şey değişir, yenilenir ve dönüşür... Veya içerde saklı olan her şey yeniden kendini gösterir olur.. Hiç bilmediğimiz yönlerimiz ve esas kendimizle tanışmış oluruz... Çünkü hayata bakış ile hayatın içinden geçebilme kabiliyetlerimizi deneyime açmış oluruz ... Peki ya aşk ve kalbimizin aşk ile bağlı olduğuna inandığını düşündüren nedir ? Kalbimizin deli gibi atıyor olması mı? deliren hislerimizin bizi alıp götürüyor olması, bedenimizi sarar güçlü hislerin bize tattırdığı hisler mi? Düşündürdüğü yepyeni açılımlar mı? Ve hislerimize kapılıp yapmış olduğumuz seçimlerimiz mi?

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi yöntemleri,. Spirütüel yolculuk…..

3 Ekim 2026
0 dakikalık okuma

Sonuç olarak hissettiklerimize hemen anlamlar yapıştırmak ve hissettiğimizle yaşama dalmaya pek meraklıyız ... Peki ya hissedişlerimizdeki hallerimizin ne kadarı bize ait ve bu hallerde gerçekten kim olduğumuzu biliyor muyuz ?

Şöyle başlayalım.; aşık olduk, ilişki içinde ilerlemeye başladık ... Hissettiğimizin bize verdiği güçlü geri dönüşlerle çok yoğun hisseder olup; hemen sevgili olduk, tüm kapılarımızı açıp, aşık olduğumuz kişiyi içeri aldık... Kalbimiz sonuna kadar açtık.. Gelip yerleşip keyfine bakmaya başlayan bir alanda vermenin paylaşmak olduğunu sandık... Verirken alıyoruz sandık.. Daha çok sevilmek için sonsuz ve sınırsız bir vericiliğin içinde olduğumuza inandık ... Akışın hızına bakmaya fırsat dahi vermeden; hızlıca evlenip, çocuk sahibi olup bir düzene yerleştik .. Gün geldi her şey kendi sakinliğine kavuştuğunda, içimizdeki aşk heyecanının yok olduğunu izler olduk.. Vermekten yorulup istemeye başladık, isteklerimizin karşılıksız anlaşılacağı yanılgısı ile rahatlıkla istedik .. Çünkü vermenin sonsuz açılımında biz her şeyimizi zaten vermiştik.. Sonsuzluğumuzu sunup, akıp gitmiştik beraber ... Ve şimdi vakit , aşkta almanın ahengini tadıp, ilişkide dengeyi bulmakta idi .. Ve işte tam da burada aşk heyecanı yerini kırgınlıklara bırakmaya başladı .... Çünkü aşk hissinin, ihtiyaçlarınla karıştığı o muhtemel karışmalara bıraktın kendini ... Ve ilişki içindeki kendini ve ilişkindeki seçimini hiç tanımadan dalıverdin hislerinin şaşaasına ....

Sonra ben verdiğime göre bana da verilir diyen iç sesine kendine bıraktın... Beklemenin tehlikeli bir kör bıçak olup kalbine saplanacağını hiç düşünmedin .... V e gün geldi beklerken kırıldın, üzüldün, parçalandın ve o ilişkideki tüm duyguların ölüp, hazin bir kopuşa vardı.. Tükendin yavaşça.. Bir gün kendinde bulduğun son güçle çıkıp gitmeye karar verdi ... Cesaretin kendine doğru gitmeye oldu o an... Ve bitti... Yüksek adrenalinle aşkla dolu olarak girdiğin yoldan, kalıcı yaralarınla çıkmaya cesaret ederek kendine geri döndün...

Bu bir yolun, bir deneyiminin sonuydu da; kendine başlangıcının ilk hamlesiydi.... İyileşmek uzun bir yolculuk olacaktı .... Ve sen şimdi yaralarının içinde yeni bir çırpınışla önce kendini korumaya odaklanmak istedin ... Ve tüm kapılarını kapattın... Ben iyiyim diyebilmek için artık aşka inanmayı bıraktın ve kapalı kapıların ardında kalbin yeni yolculuklara çıkmayı bıraktı.....Şimdi içinde senin aşk sandığın duygularına uzak durduran yeni blokerler kuruluyor idi ...

İlişki içinde kırıldığında, üzüldüğünde ,anlaşılmadığında,; küsüp geri çekilmek, sadece geri çekilmek , kapanmak, ve soğuk davranışlarla yola devam edebilmek tepkilerini verir olduğunu farketmezsin dahi... Ama her biri bir reseptördür ve verilen tepkilerile aslında ilişkinin şeklini kendine gör kontrol etmeye çalışırsın .... Ve bir noktada bunların seni koruduğuna inanır ve tutunursun.... Tutunduğumuz şeylerin hayatı şeklimize nasıl da yön verdiğini iyice anlamamız ve kendi etkiye tepki dediklerimizi iyice öğrenmemiz gerekmektedir ... Çünkü kendini tanımak bu içsel bizi iyice anlayıp, öğrenmetir ve bu öğrendiğimiz yanlarımızı eğiterek kendimiz olabiliriz ...

İlişkiler komplike değildir; ilişkilere bakış şeklimiz komplikedir ... İçimizdeki kodlar, bakış açılarımız , inançlarımız ve bizlerin göremediği öğretiler komplikedir .. Ve içsel alanımızdaki bizin seçimlerini yaşama aktarırız... Bunların farkında olmak ve her bir adımımızı gerçekten içten gelen bir örtüşmeyle atmak daha sağlıklı bir ilerleme yaratacaktır ...

Beklentilerin gücü, kendinden öteye vardırdığın akışların ve ileriye gitmeyen seçimlerden süre gelen bir yoğunluk halinin, aşk ilişkilerindeki patlama şekli sonuçta ayrılık veya kopuştur ... Vakti gelen ayrılıkların tekrar bağlanması mümkün değildir .. Pek tabi ayrılık acısı denilen düşünsel karmaşanın da alışılmış kalıplara ve acılara dönme isteğini de göz ardı etmeyelim .... Yeniye inancı olmayan kişi, eskinin içinde git gellerle çok uzun yıllar ve belki de bir ömür yaşabilir.. Tutunduğun iç kodun ne olduğu çok önemli .... Tutunduklarımıza kalbimizle iyice bakmalıyız . Bize esas üzenler, tutunduğumuz ve bırakmakta geciktiğimiz yanlarımızdır .....

Aşk ilişkileri çoğumuz için ciddi sorun... Belki de insanlığın en büyük sorunu... Çünkü günümüz ilişkilerinde gerçekten aşk veya sevgi yok... Korkakça yaşanan eşleşmeler ve adına bir sürü bahane ile sorumluluk veya mecburiyet denilen adım atılaması sebepleri var .. Çoğu evlilikte sevgi yok, sevgi hissedilen birlikteliklerde beraberlik yok... Evlilikler evlilik birliği bozulmasın diye aynı evde yabancılaşan çiftlerler dolu... Birliktelikler arada fiziki bileşeme için bir araya gelinen demagojik bir açlık oyunu gibi ... Ve bu devam eden derin bozukluk tabi kiii gelecek nesillere de ekilen tohumlara dönüşmüş durumda ... Çocuklarımız evlenmek kavramından uzaklaşıyor. Karşı cinsi de cinsel ihtiyaç için kullanıyor ....

Bu bozukluk evrensel enerjilerin doğru anlaşılmasını da derinden etkiliyor ve görülen 3 boyutlu yaşama hapsolmak normalleşiyor ....

Aşk acısı , aşkta aradığını bulamamak, çok aşıktım ama bitti... Aşık olunca göremedim, evlenince değişti... Evlendikten sonra gitmek istedim ama çocuklar engel oldu vs bir sürü bahaneyi duyar olduğumuz bu günün ana konusu doğru kişiyi seçmek, veya illa ki biri ile olunacaksa enerjisel olarak denk olduğunu bilebilmek .. Anlamak veya .. Çünkü görsel beğeni , gözlerin beyin hücreleriyle kurduğu bir alan... Ve hoşlanmak aşık olmak değildir ... Bedensel çekim aşık olmak değildir .... Cinsellik aşık olmak değildir .... Birlikte yaşamak aşk değildir .. Her istediğini yapmak i sürekli onu düşünmek aşk değildir ... Her biri başka başka kodların yansımasıdır ... Her biri varlığının içindeki derin kayboluşun hissedilir dışa vurumudur .....

Lütfen kendimize şefkatle davranalım .. Öz farkındalık hissettiklerimizin görünür olduğu halleri bize sunarlar, sadece anlamak için alan açalım .. Şimdi bizler kendimizle olan bütünlüğümüzün önceliğini analayalım ... ve her bir ifade şekilinin aslında kendimizle olan bağını iyi anlayalım ....

Her şey çözülür ve anlaşılır ve tek başınalığın keyfine varan kişi, gerçektem sağlıklı bir ilişki kurabilir ... Tüm bunlar için şimdi kendi içine dön ve bir yerden başla .... Kendinle olan ilişkinin iyicil olması için bir adım at ...

Aşkla şifalanmaya ....

İlgili Yazılar