Hayat kendi masalının kahramanı olanları sever...

Hepimizin içinde ölen biri var.... Hepimizi birşeylere son verip kendimizle yeniden doğmaya olan özlemimizi serbest bırakmaya doğru yol alıyoruz...

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

5 Nisan 2026
0 dakikalık okuma
Hayat kendi masalının kahramanı olanları sever...

Mesele inandığımız şey ve de inandıklarımızı hayatımıza nasıl sunduğumuzdur. Varlığımızın ve inandıklarımızın bizimle yaşama nasıl kök saldığıdır... Mesele sevgimizi verdiğimiz biz ve bizim olan her şeyle nasıl yol aldığımızdır...

Ölmeden öldürdüğümüz kişiyi, duygularımızı, hissettiklerimizi, düşüncelerimizdeki o kişi ve de biz olmaya cesaret edemediklerimizi ve o kişi dediğimiz her şeyimizi .... bağımlılıklarımızdan ve bizi sömüren derinliğimizden çekip atıp ; varlığımızın yoluna sevginin seven halini ekliyoruz . Şimdi şu an da tüm bilen hallerimizle ve derin biliyor olduğumuz gerçeğimile ve samimi kendimizle bilinçli ve de bazen de bilinç dışımızın bizden öte hazır olduğu andaki kendiliğinden gelen hissedişlerle ... İçimizdeki ölen var olan bizim her halimizdeki gidenlere yol verip, boşalan alanlara da kendimizin yüzeye çıkan, beliren inandığımız şeyleri ekliyoruz..... Güneşin doğumuna boyun eğen gecenin tüm ışıkları gibi, derinliğimizde güneşe yüzünü dönmeye hazır olan her duygumuzda yeniden başlıyoruz varlığımızın sevgiye olan inanışlarına...

" MESELE HAK ETMEK DEĞİL, MESELE İNANDIĞIMIZ ŞEY VE """" SAFLIĞIN PARLAYAN IŞIĞININ YANKISI "GEÇEK AŞK " """" ve BEN DE SEVGİYE İNANIYORUM , GERÇEK AŞK' a İNANIYORUM"""" ..... ve biliyorum sevgi her şeyi siler atar ve öldürür içimizdeki karanlığı, öldürür bizi bizden ayrı tutan duyguları ve bizi bize yabancılaştıranı da bizden uzak eyler ve yaşam yolundaki namelerimizin vaktini sevgiyle bize getirir ve özümüz de gelir de akar da ve bizi bizimle dolar.....

Yüreğimizin sabaha zor vardığı her dönüşün karanlığında bir ayrılığa düşer ve kırılır tüm aynaları dehlizlerinde ve un ufak olup batar her ayrışımındaki çatlağa ve kırıklar yaraları kanatır durmayacakmış gibi hissettirir olur ve tam tükendim dediğin yerde yaralar ı kabuklanır ve o kırığın gediklerine ışık sızar ve şifa verir acıya ve simyacı olursun kendi yaranın iyileştireni olursun ; çünkü ne zaman kendinden gitmeye karar versen o unuttuğun ötekin ayrık olamayacağını anlar gölgenden; ve ışığının karanlığına vardığı noktada kendine dönüşünün ilk kucaklamasıdır temas, dokunur bir el ruhunun şeffaflığına ve berraklaşır sevginin kaynağındaki özün ve sevginin filizlendiği topraklarında ateşinin sevdasında kalbine yeniden merhaba dersin yeniden doğmaya cesaret eden varlığının gülümseyen nidasına... Hep çok daha fazlası olduğunu hatırladığın o küçük an da varlığının öz ışığına izin verir, kabül eder ve de onaylarsın.... Merhabalarına başladığın yerde güle güle dediklerinin birikmiş yollarına da uzak kalmaya başlarsın ve kendine kendinle sarıldığın gerçek aşkın mührünü parlayan su damlasında görecek derinselliğe yolculuğa adarsın suretini ve rüzgarın dağıttığı tüm düzeneceklerin ait olduğu yerdeki bütünlüğüne varınca anlarsın hiddetini kaybeden sert fırtınaların kavgasının kaybetme korkusunun hüznünden yarattığı kaosu,; işte oracıkta deneyimlersin bi sonun başlangıcında olduğunu ....

Gitti dediğin seni sana bırakmıştır, ayrıldım dediğin sendekini çalabilme lüksünü kaybetmiştir., Ayrılık seni senden alan değil seni sana getiren bir rehberdir .... Tenlerin uzak eylediği çıplaklık canların buluşması içindir .. Yalan bütünlüğünden kopardığı seni, gerçek aşkın fısıltılarını şarkılara döndürmek için gelir. Hakikat bir kere vuslata erdikten sonra sinenin tam ortasında ışıldamaya başlar ve rengarenk seni saran bu bütünlük her daim seninle olacak bir seni uyandırmış olacaktır...

Şimdi detaylardaki samimi yeni düzeni farketme ve bütünün parçalarını sevgiyle yerlerine yerleştirmek için sevgiyle ilmek ilmek işlemek zamanı seni sendeki her şeye ve parıldayan güneşi kalbindeki yerine koyup eşsiz ışığını özgürce yaymaya salmak zamanı ....Eski olanın yararı kalmadı ve tamamen içinden söküp atmak ve havanın alıp götürmesini izlemek zamanı ve sessizce boşalan yeri havalandırmaktır vakit, yeniye yer açmaya cesaret etmek ve suyun sessiz ve derinden arındırmasına ve yeni kodların, bilgilerin kayıt almasına müsaade vermektir an da olmanın ilmine bırakmak kendini ve toprağın düzeni ters yüz etmesine ve nadasa bırakarak ateşin yakıp yıkıp yeniyi yeniden oluşturmasına eklenmek içindeki Har har yanan ateşi aleve eklemek ve ateşlerini her alanda yükseltmek ve ilk tohumu köklemek , beslemek ve büyütmek eşsiz renkleriyle ve de sarmaşıkların yüzsüz edasına özgün yaklaşımına da severek gülümseyerek ....""" nerden bilirsin ki alttının üstünden daha iyi olmadığını """ derken Mevlana da demiş ki içindeki görülmemiş hazinenin de yaşanması vakti ise yaşa ki esas cennetin kalbinde sakaldıkların olduğunu tadarak bu cihana iz bırak..

Kendini seçtiğin yerdeki tüm evrenin kapılarının her dileğin için açıldığını görmeye başladığındaki heyacanlarının vaktidir...İlk gerçekten sevdiğini bilmeye ve de bildirmeye ve alemi-i cihana ilana hazır yüreğin... Bugün kendine gerçeklikle sor : Gerçekten sevdiğimde neleri kaybediyorum ?? Kendimi seçmeye hazır mıyım?? Ruhunun bildiğini kalbin sana söylemeye hazır sen de duymaya hazırsan haydi başlıyoruz.....

İlgili Yazılar