AŞK YENİDEN...
Kalbini hissedemediğinde yaşam, yaşarmışsın gibi hissettirmez...Buruk, kırgın ve dağınık bir hissedişle, inanmadığın birçok duygunun içindeki özlemle dolanırsın
Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi yöntemleri,. Spirütüel yolculuk…..
Rüzgar kanatlarını unuttuğunda , sende varlığına temas etmeyi bıraktın.. Ve bu bakış ile seçmeyi, istemeyi, keşfetmeyi, yaratmayı da bırakır oldun ve zaman akıntısındaki seni kıyısısına vura vura senden alıp götürdü... Ve sevmeyi de bıraktın bir gün ... Ya sonrasında....
Sevmek seni yaralar oldu.... Yaralandın ve yaralandığında kalbini de kapattın... Gökyüzü parlamayı bıraktığında, kendi ışığını kaybedersin dediler, biliyor olmayında bıraktın ve ışığın da söndü bir gün....
Bir hissediştir içine akan sen, bir kelimedir masumiyetinin uçmaya hazır beyazı ve sen kendini tutmayı bıraktığında , evrende seni hissetmeyi bıraktı... Çünkü sen, evrenin bir parçası olduğunu hatırlayamacak kadar kendi karanlığına gömülmeyi seçmiş olmuştun çoktan.....
Oysa bir bedene süzülmeyi seçtiğinden beridir,; annen oldu, baban oldu, kardeşin oldu, seçtiğin her şeyin oldu ve dahası da seçtiğin sürece olmaya devam edecek.. Peki ya "" KENDİN OLMAK "" bedenine yerleştiğin andandır yavaşça unuttuğun varlığın ve kalbinin atışının kaynağındaki sen???? Sen olmayı ne çabuk unuttu kalbin.. Kalbin seni unutunca zihnin de seni hatırlamaya çaba dahi sarfetmedi.. Ve bilincin gün geçtikçe seni yüzeye daha da kenetledi de kalbinin derinliklerinden uzaklaştırdı... Kendine olan o masum ve saf bağı alıp götürdü senden.. Sen , seni senden çaldın, ve uzaklaşmasına izin verdin aşkın gücündeki sihrin... Büyüsü ile uyandığın sabahları geride bıraktın ve mazinin kanatlarının arasındaki bir gün birinin denk gemesine bıraktın aşkın namesindeki teması ve işte o gün gelene dek sen nerede kaldığını bilir misin Ruhum....
Bir sabah uyanıp kendi yuvasına dönmeye karar veren bir zihnin boş odalarına denk gelişlerin bundadır . Silüetinin renklerini bilinmez bir yansıma sandığın duvarlara çizdiğin tüm resimlerdeki seni bulmaya çıkan kalbin, zihnindeki tüm aidiyetsiz kayıtları da süpürdü arayışa çıkarken ve seçtiği her şeye "AŞK " ile dokunmaya karar verdi bir güneş açışında ve kalben yuvasına dönen kıpırtılarındaki eşsiz dokunuşuna teams eden melek endamına sarıldı derininden aşkın kokusu ile ...
Çok uzun zamandır beklenen bir mucize ile kalbin bugün senin sendeki varlığını duyumsamayı seçmeye karar veren bir mesaj aldı gökyüzünden ve sistemin çalışan duyguları ile bağ kurdu ruhunun hakikatı... Güçlü olması öğretilen sen, dik durup göz yaşlarını unutması öğretilen sen; Karanlık ve iyi zamanlar diye anlamlandırılan her şafakta bunu böyle yapttın... Bugün güçlü olmak zorunda olmadığını biliyorsun artık...Gözlerinin gökyüzündeki ışığa olan bakışlarındaki umudun titreşen yükselişine doğru haykıran kalbinin göz kırpışlarına hasretle sarılışını hissediyorsun şimdi ... Ve diyorsun ki duvarlarımı yık güneşim için....Yeni bir güne aşk ile "" AŞK YENİDEN "" benimle olsun diye başlayacağım... Bir çocuğun gözlerindeki beni görüyorum... Pırıltı içindeki o çocuğun gözleri sus diyor, konuşma ve sarıl varlığına şimdi.. Kalbini bıraktığın yerden al, yaralarına bir bak ve bırak güneş onları ışıldatsın.. Işık kırıldığı yerden şifalandıracaktır yeniden .... Ve kalbinin acıdığı her yerden masumiyetin ince ve narin sesi yükselecektir senin için... Bugün artık kendine kendini eklemeye gelen meleğinin dokunuşundaki aşkı kucaklamaya izin vermen için doğacak geceye ışığınla renk verme zamanın... Şimdi tüm masallar senin... Tüm masallardaki prensen ve mutlu sonların, mutlu başlangıcına hoşgeldin...
Şimdi Evren seni geri istiyor, sen olmadan eksik olan hakikatın,; hakikatına değmeden eksik olan sen artık bir araya gelmeye ve ışığını tekrar parlatmaya niyet edip, birbirine akan bir devinim başlattınız ve evrene açtığın ellerinin adetine gelen göğünün pencereleri senin için sana açıldı.... Vakittir ey ruh bu sokaklar sensiz bomboş, bu ağaçlar yeşile seniz sığamıyor ... Mavilikler senin ışığın olmadan çıplak... Güneş altın renkli bakmaya lüksün oluyor sen olmadan... Ay renginin saflığında utangaç ... Sen ait olduğun yere doğru hareket etmeye başladığında, ; hakikatin senle dolu her alanında sana doğru hak edişlerinin dizimi başlar ve sana doğru akan bir huzur çağlayanı sesindeki her zamanın eşliğinde, zamansızlığın içindeki kalbinden, kalbininin içindeki zamansızlığından taşar AŞK -I İLAHİ ve bu taşarcasına coşan AŞK ile canına can katan bedenindeki damarlarındaki akan kanında hücresel boyutta bir yapılanma başlar ve evrenin hücresel akasha yoluna bağlılığın kenetlenir yeniden. Uyum ve ahenk ile yollarınız brileşir ve sen bu günün yeni döngüsüne , döngülerinin içindeki dönencelere bırakırsın kendini ve herşeyini senden sana olan bu yolculuğunun trenine biner evrensellikle başlayan kainata uzanan sonsuzluğun keşfine yeniden demlenerek dalışa geçersin .... Ve işte başlıyoruz ....
Gün bu gün.... Her şey her anın içinde seninle bir bütün şimdi.... Sadece ellerini göğe kaldır ve evreni kucaklaman bekleniyor ....