Ateşten gömlek...

Kalbin hissettiği ile, ruhun hak ettiğinin karşı karşya geldiği o harlanan alevin dile geldiği nokta "" denge..."".

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

1 Nisan 2026
0 dakikalık okuma
Ateşten gömlek...

Sevginin ötesindeki senin nasıl göründüğünü merak ettin mi hiç? Seviyorum dediğinde nasıl göründüğünü ve sevginin içerisinde nereye aktığını, neye dönüştüğünü görür oldun mu? Kendine dönüp bakıp da benim hak ettiğim bu mudur? dedin mi? Yoksa sadece sevipte sevginin içinde dengede olmak adı altında mecburen deyip de kendinden vermeye devam ettiğini görmezden mi geldin ??? Peki neredesin şimdi? nerede kaldın sen? kendinin neresindesin ? Aşkın yücelen şevkini hissederken saran frekansların etkisinde sarmal olursun da dönüp olduğun yere bakmadan sadece havalansın da sonra nereye uçtuğunu dahi farketmeden bakmışsın terazinin yan yana duramadığı bir alanda dalgalanıyorsun... dengede durma telaşındaki senle nerede duracağını dahi bilemeyen bir senin yoluna daim olduğu sevdanın firarındasın şimdi. İlişkilerin kendi aksının görünmez digrisindeki o muazzam dengede kaybolmadan ilerlemenin düzlüğünde yükselen dönencenin kendi ritmindeki ahengiyle sarmallaşan yolundasın....

Aşkla yürünen yolda verme ve almanın o asil döngüsündeki bir çemberdir ilişkiler ve birbirine aktığın ve birlikte aynı şekilde, aynı oranda istediğin sürece her şey şairane bir güzellikte akar birbirine ve de suyun akış yönünü de, hızını da belirlemek kendi yörüngesinde belirir ve de şekillenir. İlişkilerin naçizane bütünlüğü bir tarafın raydaki duygu yükünü kaybetmesi ile bozulmaya yüz tutar ve varlığını zorunluluk ve sorumluluğa bağlı tutan birlikte olunmalar alemi varlığın öz disiplinini bozacağından dengeyi de mümkünlükten koparır.

Denge bozuldu mu?, artık hiç bir şey aynı kalmaz, kalamaz ve de düzen artık kendi ritmindeki arayışa geri dönme yolculuğuna çıkar ve de bu kez bu yolculuk uzundur ... Yolun her aşamasındaki görünür olan benlik algıları da yeniden kurulan bir iç düzenin yankılanan seslerini anlatır olur ve düzen bir kez sarsıldı mı artık eskisi gibi olamayacağı aşikardır. Peki nedir bu kaybolan dengesizlik telaşı... İçimizden geçen sayısız frekansın bizi parçalara bölecekmiş gibi hissettirme halinin açılımı ,; dengedeki hallerimizin vericiliğin ötesindeki görünmeme hali ile sarsılan ve aslında her halde bize yansıyan ve görünür olan o koca sevginin değersizleştirildiği hallerin yarattığı içe dönüş tepkimesidir. İlişkilerde çoğu zaman görülmemenin verdiği bir geri çekilme başlar ve yavaşça verilenin anlaşılmamasının oluşturduğu bir içe kapanma ve saklanma hali kendini gösterir olur. bazı ilişkilerde olduğun halin ile kabül edilmediğini düşündüğünde iç dünyada olulan baskı ile güçlü olma baskısı artar ve ben yeterince iyi olmayabilirim hali ince bir savunmanın açıpa çıktığı davranışlar ve tavırlarla hareket ederken buluruz kendimizi ...Yeterli olmak kusursuz olmak değildir ve de bunu anlamak ve anlaşılır olmak dengeyi getirebilecek eylemlere dönüşür . Geri planda olduğunu hisseden ruhların değerinin sorgulanması daha çık geriye çekilme yaratabilir. İlişkilerde görülmek en güçlü bir olma akışını başlatır.Hareket eden ve değişen bir alandaki akışkanlıkta varlığını anlamlandırıp ilişki kuran ruhların duygusal bağın içine çekilme tepkimesi de yepyeni bir dengeye gelme telaşı başlatır ve bu duygularla derinleşmek için durmaya eğilimde olarak gerçekten nerede derinleşir olabileceğini hissetmeye izin vermek gerekir. Dalgalar kuma şekil verirken denizin içindeki yerini unutur ve med cezirlerde ait olduğu yeri ararken savrulur ve uçuşurlar ve gecenin aydınlığına kendini bırakan yakamozlarda yeniden beliren körpecik duygulara yenik düşerler ve her daim olacak bir oluşumun esrarengiz dibe dalışlarındaki balıkçıkın avına dalış gibi aktığına kavuşmadan Neptün krallığından caymayacaktır. Her zaman gidiş vazgeçiş değildir. Çoğu zaman gidişler dönüşlerin ilk adımıdır... Vazgeçilmeyen dergahların susuz kalmış güllerinin yeşişe dönmesinin secdesine vuslat eyleyenidir. İçimizin ahu dalışlarındaki endamın sözlere dökülmesine izin veriniz. Gönülden geçenin bir bütüne yansıyan o asalete, yansımadaki tılsımı görmenin ataletine bırakalım kendimizi.

İlahi akışın tam da burada bir gösterisi olur; artık her şey alemi nizamda hız kazanmış bir oluşa erer ve düşündüğün yaşama uyarlanmaya başlar ve hızla yaşamla bir olan kalbinin titreşimi ve her şey hızla dizilmeye başlar .. Dünün yıllarına yetişemeyen bu günün saatlerinde vücuda gelir ve de oluşmaya ve de bütünlenmeye başlar . Senkronizeler çoğalır ve düzen kendi ritmide yaşama yerleşir ve hayallerin içinde yaşarken buluruz kendimizi .

Demem o ki vakti ise kalbin şarkılarını seslendirmesinin,; o an ses de gelir , müzikal de ve ruh kendi melodisini beste eyler ..... Her şey vaktine esir, her ruh da kendi zamanına tabidir. Her kalp kendi ritminde atar.. Kontrolü bırakmanın tatlı teslimiyetindeki kendine dönüş yoluna doğru YİNE, YENİ, YENİDEN SEN OLMA YOLCULUĞUNA ......

İlgili Yazılar