İçindeki çocuğu duyabilmek....
İlgiye,ilglienilmeye, şefkate,şefkatli dokunulmaya, sevgiyi eylemde bulmaya ve en önemlisi saçının okşanmasına olan ihtiyacının görünür olmasına izin vermek..
Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

Bir arayıştır yaşamak,; öncelikle içindeki çocuğu sonra olduğun seni, sonra da ait olduğun yeri ....
Günün yumuşacık özlem dolu duyguları önce içimdeki ev hasretini çoğalttı sonra da dünün o öznel halen içimi ısıtan nostajik güzelliklerinin kalbimde bıraktığı o tatlı hislerdeki özlemi artırdı ve akıp giden zamanın dün dediğimiz ilk bakir hislerimizle deneyimlediğimiz o tazecik ben'in ve biz'in oralardaki her şeyi;orda, olduğu yerde bıraktığını görüp hissetmek içimi burkup özlemimi daha da ağırlaştırdı. Oysa dünün bakir güzelliklerini bu güne harmanlamak ve şu an özlemini duyduğum o ilk hislerin daha baki olacak etkilerini ve dönüştürdüğüm anları besleyip bu günlere akıtmak ve besleyerek getirmek de vardı ...
Herkesin aynı şekilde birçok özlemleri olduğu aşikar günümüzde ve özellikle bu gün ; neden bugün? çünkü bugün ev ve aidiyeti konuşuluyor ve de içimizdeki çocuğun derinlerdeki varlığını yoğun hissediyoruz bugün. Kimimiz en çok ihtiyaç duyduğu kişiye çekiliyor, kimimiz yalnızlığa, kimimiz kendi içine dönüş yapıyor, kimimiz içsel daha farklı alanlara ve herkesin eşit çekimi şefkatli dokunuşla sevgiyle okşanmak ... Uzansak öylece ve şefkatli eller okşasa saçımızı, ve bu anlamını çözmeye çalıştığımız koca alemin içinde sadece sevgiye aksak, tatlı tatlı uzansak sadece, dokunuşlardaki elektrik akımı ile bedenimize nüfuz edecek sevgi ile beslensek , beslense ruhumuz ve de güçlense özümüz, ve de bu günlerde yoğunlaşarak artacak güçlü şefkatli duygusallıkla bir olmanın biz olmaya olan ihtiyacını ve biz olmanın bir olmayı da unutturmaması gerektiğini hatırlasak en derinlerde ....
İçsel yolculuk yapanlar, kendi içlerine dönerler ve bilinen ile bilinmeyeni yeniden keşfederler ve de bu yaşam dinamiği bir yaşam felsefesine dönüşür ve kendi gibi düşünen ve de hisseden frekanslara özlem duyup, o frekans ve titreşimlere dokundukça büyür, gelişir ve de açılırlar... Her açılım yeni bir öze çağrı gibidir ve her çağrı da yeni bir "" akasha "" dır. Akışın ilk tohumdan bu güne değin getirdikleri bir bütünde açılır, çoğalır ve dağılır ve de dokunur herkese ve her alana ...Birbirini anlamak aynı ekrandan bakabilmek ve de aynı vizyonu paylaşabilmekten çok aynı duygu ve frekansta olmayı gerektirir. Oysa ki herkes herkesi anlamaya ve de duygusal nezaket göstermeye aksa; yaşama akış çok daha öznel ve de şefkatli hale gelecektir. İşte eskilerin özlenen ruhu bu duygusal empatiyi ayrımsız göstermekten geçer ve arayışın başladığı yerde tükenen duyguların olduğu gerçeğine ulaştırır bizi. Tükenen her şey duygusallıktan uzaklaştırır ve düşünsel bir eğilim ile kurulan ilişkiler başlar ve düşünerek sevmek terimi ile tanışmama vesile birçok günümüz insanının bana kazandırdığı bir görüş açısını paylaşma vaktimin geldiğini düşünerek şunu yazmak isterim. Düşünsel sevmek beklenti içinde olmayı getirmiştir yaşama ve alma-verme dengesindeki sevgi emek ve hizmet vermekle eş değerli bir edimsel faaliyete dönüştürülmüştür. Oysaki sevmek ve şefkatli yaklaşım ne düşünerek ne de eylemsel olarak verilebilecek ve de alınabilecek bir faaliyet değildir .; Ve de hediye paketine konacak somut bir meta da değildir. Önce içimizdeki o örnek yanımızla ve kendimizle bir ve bütün olmaya açık olmalıyız ki sevgi ve şefkat hissinin bizi ele geçirmesine izin verelim ve de sevgiyle ve de şefkatle akabilelim.
Şefkatli yaklaşım veya şefkate ihtiyaç duymak; insan olmanın ve de yaşayan bir varlığın en hakiki ihtiyacıdır. Şefkat yumuşacık ve sıcacık hissetmek için içimizin ihtiyacıdır. Bazen kendimize yetmekten öte tek başınalığımıza dokunacak bir ele, bir çift dokunuşa veya bir çift göze ihtiyaç duyarız : En önemlisi de anlaşılmaya ihtiyaç duyarız ve anlaşılmak için çabaya gerek olmadan bize sarılınmasına ihtiyaç duyarız.; beklenti veya ve istek yoktur burada sadece sıcacık ben buradayım diyecek ve bu hissi verecek bir varlığın damarlarında akan sıcacık kanının bedenine karttığı o sıcaklığın başka bir bedendeki varlığını hissetmek isteriz ve de buna ihtiyacımız bu dünyada yalnız olmadığımızı hissetmek ihtiyacıdır aslında. Birlikten alıncak destek zaman zaman içsel gücümüzü daha da yukarı yükseltme ve ruhumuzun bu yükselişe katkısı için katkı ve de kalkan ihtiyacımıza da besindir. Bedensel gücümüzü toplamak için yemek yemek gibidir bu besine olan ihtiyacımız ... Her şey birbiriyle bütündür ve de ""bir"" de bazen biz olmayı özler. Yuva ihtiyacı, ait hissetmek ihtiyacı ve de varlığımızın birileri için özel ve değerli olduğunu bilmek de şefkatin bizdeki hiddetini artırır ve su gibi akışkan ve de bağlayıcı bir akış ile biri bütün kılar.
Bazen hüzünlenmeye de ihtiyaç duyarız ve bazen içimizdeki hüznün yasını tutmaya da ve işte tam orada olduğun haline sarılacak şefkatli bir dokunuş ve sarılma da en büyük ""özşefkat"" yaklaşımıdır Şiddetsiz bir iletişim şekli ile kendinle konuşmak ve sonra karşındaki ile konuşmak ve çevrende bir kelebek etkisi ile şefkatli bir iletişim dili kurarak şefkati her alanda her yerde, her şekilde yaymak da bir şekil şefkatli yaklaşım ve dokunuştur .
Yaşam yolculuğu kabukların altında bir koza gibi korunmak vede büyümeyi gizlemek gibi bir şekil güçlü görünme çabası ve eylemi içinde yorucu bir alanda tutar bizi ve bu öğretici kuralcı kalıpları olan ve sert bir mizaç verir bize. Şefkat kelimesi ve de aidiyet ve de arayış hep daha da büyür ve uzaklaşır bizden. Oysa tıpkı bir yengeç gibi; kabuklarımız sadece evimizin çatısı olursa ve en hassas duygularımızı korumak için var olurlarsa işte hayat orada en güzel yanlarımızı beslememiz için bizi bekler . Ve şefkatli varlığımızın bütünsel halini yaşamdaki o duygusal akışımıza eklediğimizde içimizdeki hassas kalkanımız şefkati bir duygusal çember olarak yayılır ve de çoğalır.
İşte tam da burada içimdeki çocuğu bulup ona sarılıyorum ve de ait olduğum yerin evimin varlığımın tüm katmanları ile hissetiğim tüm duyguları olduğu gerçeğinin ayırdı ile yaşamımdaki bir arayışıma cevap buluyorum... Ait olduğum yer varlığım , evim duygularım ve yaşamdaki deneyimlerim bedenimle iz sürdüğüm bu diyar yolculuğum ve özel ihtiyacım sevgiyi şefkatle ruhumdan kalbime ve devzihnimize ve içinde olduğum bütüne aktarmak. aktarabilmek .....
Sevgiyle bir ve bütün olmayı öğrenmeye ve arayışımdaki ve de arayışımızdaki şefkate ve şefkatli bütüne doğru akabilmeye....
Sevgiyle mucizelere akmaya ....


