Sevmek, Gerçeğin içinde kalabilmektir...

Korku engelleyici ve de yaşamı kaçırmamızı izleyen en tetikleyici histir. Zihnin tuzağıdır.. Bu his, sevmekten , sevilmekten, yaşama akmaktan geri tutar...

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi yöntemleri,. Spirütüel yolculuk…..

13 Haziran 2026
0 dakikalık okuma

Peki en büyük korkularımız neler?

Ve neden korkuyorsun diye sorduğumda ilk beliren düşünceler ve görüntüler neler ?

Korkmak sana ne kazandırıyor ?

Hiç gerçekten kendi gerçekliğinde kalıp bu duygunun senden aldıklarını görmeye ve hissetmeye çalışıp, zihninde anlamlandın mı?

Yoksa zaten zihnin güçlü manipülasyonları mı seni korkutan?

Duygular nasıl oluşur peki? Duygu nedir? Hissettiklerinin sana verdiği ve de veremediği her şeyden uzak durmak kararı gerçekten koruyucu mudur? Kendini korumaya çalışırken ve seni korumaya çalışan, böyle kodlanmış zihninin sana yaptırdığı her şey gerçekten seni koruyor mu? Kendini kendinden de uzak tuttuğunun farkında mısın peki ?

Kaybetmekten korkarız!, sevmekten korkarız, ! , ölmekten korkarız !, sevilmemekten korkarız !, yaşamaktan korkarız!, vs hep bir sebep vardır demi hayattan uzak kalmak için..... Peki tüm bu korku aleminin ruhumuzu darladığı gerçeğinden de korkar mıyız ? Kalbimizin atışının güçlü olması ile alaemi nizamdaki yerimizin sevgi ile örüntülenmiş olmaktan çok daha güçlü bir şekilde bizi ayağa kaldıracağı gerçeğinden de korkar mıyız ?

Tabii ki bir çok şeyin bağlılığını dahi düşnmeyiz ve sadece kontrol etmek isteriz... Kendimizi, herkesi ve de yağmuru dahi ... Güneşi, rüzgarı ve etrafımızda olup biten her şeyi kontrol etmek isteriz ... Peki kontrolün kontrolsüzlük getireceğini ve bu konsoln içinde kaybolacağımızı da biliyor muyuz ?

Kontrol edebileceğimiz tek kişi kendimizi ve kendimizi duygularımızı dinleyerek adımlar atarsak , kontrolün korkularla oluşmuş yüksek ve geniş duvarlarla bizi bir hapishaneye hapsettiğini unutmadan , sadece erensel akışın içindeki bütünlüğe dahil olduğumuza inanıp, derinsel olana tam bağlılık ve sevgi akışındaki yerimizdeki emin olma halimizle birlikte içimizdeki akışın da kendi ritmindeki devinimine eşlik etsek gerçekliğimizin bizi çağırdığı her alanda sevmeye kattığımız her kendimizle bir ve bütün olarak akmaya devam eden bir kalpsel oluşumda olmayı başarmış olduğumuzu hissederiz.

Varoluşun duygusu yoktur.. Hakikat her şeydir ve devasa sevgiden oluşmuştur . Varoluş, Sonsuz sahiplenici ve destekleyici enerjilerden oluşmuş şahanelerin yaratıldığı büyük bir kalp olarak düşünülebilecek muhteşem ve mükemmel bir varlık bilincinin kaynağıdır. Öz hakikatimize can veren kaynaktır .... Ve burada korku, güvensizlik yoktur .. Derin bir teslimiyet vardır , Tevaffuk vardır ve Alemi nizamın her anının varlığımızdaki katmanlarındaki eş zamanlılığın senkron olduğu bir dizim ve sürprizler vardır ve her şey sevgiden yapılmıştır . Sevgi gerçekliğiyle her an da bir ve bütün yani tamam olmaktır ve akışın dahlindeki benliğimizin her an da her temasta varlığına derin bir inançla bağlılık göstermek anlamına gelmektedir. Yani kendi yaradılışımızın sevgisel alanına ve kendimiz ile bir olduğumuz her an da muhteşem bir tamamlanma hali ile içinde olduğumuz diyarın tüm nimetlerinden yararlanırız ve bu faydalanma ve payımıza düşenin bize gelebilme hali bize kendiliğinden akmaya başlar .. Pek tabi bu harekette olmamızı da beraberinde getirir.. Hareket enerjisi ve sevgisel dairelerle temas ettiğimiz her anda ve her alanda gerçekliğin de kabülü ile teslim olduğumuzu zamanın bütünlüğünün bize kattığı her halin içinde kendimizle temasta olmak ve öz benliğimiz ile bağlı olarak yaşamın içinden süzülmek her halde olanın olduğu hali ile kabülünü bize verir ve bu korkuların korkulacak bir şey olmadığının idrakını da bize verir ...

Etrafımızdaki insanlarla ilişkilerimiz ve iletişim kabiliyetlerimiz muhteşem gelişmiş olsa da, kimsenin kontrolü veya düşünceleri ve de duygularının nasıllığı bizimle ilgili değildir. Her canlı kendine has ve kendi şahsına münhasır yaratılmışlardır. Ve muhteviyata saygın bir yaklaşım zamansız bir akışta olmayı da destekler, yani zamanı bükmenin ve her halin içi içe olduğu bu diyardaki her şeyin enerjiden oluştuğu ve her eylemin de kendi frekansı olduğu gerçeğini içinden geçerkenki bizi daha saf hal de görmemizi sağlayan bir birlik halini bize verir ...

Her an da hep temel bir duygu vardır .. Çünkü varoluşun temeli de budur .. SEVGİ ve AŞK. Sevgi ile yaratılan alemin içinde aşk ile yarattığı çocuklarıyız biz . Alemin Sevgi olarak titreştiğini ve bu alemdeki en güçlü frekansın ve de titreşimin sevgi oluğunu içimizden hep de biliriz. Ve fakat her deneyimde farklıların içinde kaybolmaya da çok müsait yaşarız... Sevgi ışığın da yaratıcısı ve de bizi yaşamak denen akışın içinde deneyimlere katan bir bütünün de ana çepheridir.

Korkular yok olduğunda, korku tünellerini aştığımızda ve zihinsel kalıpları yıktığımızda AŞK görünür olur .. Aşk tüm hakimiyetin besleyici ve sarılınca etkileşimi güçlendiren en güçlü dokunuştur . Ve AŞK her şeydir .

Ve alemi nizamdaki tüm öğretleri ve deneyimlerimizi de hep ilişkiler yoluyla ediniriz. Aşk ve ilişkilerimizdeki şeffaf yaklaşım ve de temassal eşitlik muhteşem bir iç muhteviyat getirir bizlere. Ana kaynak kalbin içinden akana teslimiyetle eşleşerek yansıttığımızla , bize ayna olanı yaşamımıza çekeriz ... Karşı cinslerle yaşanan tüm deneyimlerdeki büyümeye teşvik edici öğrenimlerle hayatın içindeki seçimlerimiz ve öğretilerimizi ve kendi gerçeklimize yol almayı deneyimleriz ve tüm bunların sonunda gerçekten sevgiye dokunduğumuzda ve öz kaynağımızla bağlandığımızda her ne olursa olsun, görünen ve bilinen gerçeklikte dahi sevmeye devam ederiz...

Çünkü sevmek, gerçeğin içinde kalabilmektir... Gerçekler deneyimsel akılımıza ve bize göre çekilir, oluşur, dönüşür ve bazen de serbest bırakılmak isterler ... Ve işte tam da burada sevginin yüceliği de kendini göstermiş olur. Sevmek, koşulsuz ve özgürce özgün olmayı ve özgün kalmayı da beraberinde getirir ve işte alemdeki yaşama başlamakta, sona geldiğimizde bedenimizin huzurla yaradılışa geri dönmesi de sevgiyle bürünen ruhumuzla bir halde olur...

Gerçeğin neyse, gerçeklik neyse , yaşam neyse ... Önmeli olan her halde, her an da kendine olan sevgine ve hakikatın öz frekansına bağlı kalarak akabilmeye cesaret edip buradaki teslimiyette kalabilmektir ve işte kalp orada özgürce çocuksu ve saflıkla titreşir olacaktır ...

İlgili Yazılar