Tüm varlığınla "var " olmak...

Hayatın içinde yol alırken deneyimlediğimiz ilişkilerimizdeki biz!! nasılız? kendimizi ilişkilerimize verebiliyor muyuz? gerçektem kendimizi açabiliyor muyuz **

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

27 Ocak 2026
0 dakikalık okuma
Tüm varlığınla  "var " olmak...

ilişki kelimesi ilk anda aşk ilişkisi, sevgililik vs eş ile olan ilişki gibi çağrı yaratıyor olsa da; İlişki kelimesi her şey ile olan iletişimimizi ve de her şey ile olan bağımızı anlatır. Öncelikle kendimizle olan ilişkimiz önemlidir. Kendinle ilişkinde nasılsın? Hak ettiğin bakımı, şefkati, sevgiyi, saygıyı ve de değeri kendine verebiliyor musun?? Özbakım, özşefkat ve özsevgi ile kendine yetebiliyor musun? Kendinle kaldığındaki o anlarda kendinle kalmaktan mutluluk duyuyor musun ve huzuru bulabiliyor musun ?

Kendinle kalmak demek ; içine bakabilmek demektir, derinlerindeki seni görebilmek ve de kalbindeki o güzelliğe dokunabilmektir. Korkularına,hüzünlerine,özlemlerine,üzüntülerine,hayallerine ve de varlığına sahip çıkabilmektir. Gerçekten sevmektir içindeki o küçük çocuğu ve masumiyetine sahip çıkabilmektir. Küçük bir bebeği izleyin; kendisiyle oynar,güler,etrafı izler ve de hep mutlu gözlerle bakar etrafına, Hissettiği gibidir. Küçük bir çocuğu izleyin kendiyle yalnız kalmaktan çok memnundur ve de dokunulmak istemez ; hep kendi alanında olmak ve alıştığı bildiği haliyle olmaktan mutludur. Anne- babası bile fazla gelir ona çoğu zaman. İhtiyaç duyduğunda ebebeynleri ile vakit geçirir, ihtiyaç duyduğunda yaşıtları ile oynar , TV izler veya oyuncaklar ile oynar.

İlk andan itibaren kendinle ilişkin gelişmeye ve de anne-babamızla beraber şekillenmeye ve de gelişmeye başlar.. Büyüdükçe yeni yeni öğretiler gelir eklenir, yeni deneyimler gelir eklenir ve de hem cinslerimiz ile etkileşim başladığında ikili ilişkiler hayatımızın temeline oturur ve artık bizi şekillendiren ve yaşamı deneyimleten ikili ilişkilerimiz olmaya başlar . Peki; bu ilişkilere kendini tam olarak verebiliyor musun? verebildin mi? yoksa sürekli bir akışta olma hali tutunmadan mı ilerliyorsun? yoksa ilişki içinde kaybolup gittin mi? Veya daha de derinden bir kaçışla ilişkinden kendini unutup karşının istekleri ve de varlığı ile mi kendini anlamlandırmaya çalışıyorsun ?

İlişkiler çoğu zaman güzel hisler ve büyük heyacanlarla başlayıp, hızlıca tüketilen duygularla hızlıca sonu gelen kaos arenası gibi günümüzde. Ya da sadece bedensel ihtiyaca dayanan bedensel tatmin odaklı duygudan yoksun zamanı boşa geçirmeye odaklı ve ikili ilişkileri, duygusal birleşmeyi anlamsızlaştıran alışverişlerle ..... İlişkilerin gerçekten anlamlı olmaları ve de herkesle iletişim kurulamayacğı ve de kalbin herkese açılamayacağını bilerek yol almalıyız. Kalpten yol almalı insan... Kalp huzuru hissetmek, anlaşıldığını bilmek , sessizliği dahi sesli kalacak o kendi gibi olduğu kalbi arar.. Ruh kendine eş olacak ilk andan tanıdık gelen ve de ilk andan en gizli duyguları aniden serbest bırakan, zihinde iz bırakan o gizemli hissi bulmak için arar ve de bekler .... Oysa zihnimiz; büyüdükçe artan seslerin ve de durmadan eklenen yeni birçok bilgiyi anlamlandırma telaşına düşmeye başladığında , saf bir bebeğin o masumiyetini saklamaya ve bir kenara bırakmaya başlar ve tam burada yeni bir oluşumla her şeyi ilişkilerle iletişimlendirmeye ve de anlamlandırmaya adım atar ve de özgün ve öznel olmaktan çok uyumlu olmaya yönelik seçimler yapmaya başlar ve burada seçmeye başladığı her ilişki modelinde kendinden ödünler vermeye ve de yeterli olmaya çalışmaya doğru bir iz sürme güdüsü gelişir . O vakit kaotik birçok yanılgı da başlamış olur ...

İlişkilerin en başında öyle yoğun adrenalin vardır ki hiç bitmeyecek zannettiğin birçok duygu ve de heyecan da beraberinde ayakları yerden keser ve de zihin hep şarkılar söyler, kalp güçlü atar ve de mutluluk muhteşem bir ipek örtü gibi sarar bedeni ve de ruhun cıvıl cıvıl hissettirir. İçindeki çocuk oyunlar oynar, şirinlik yapmak, cilveleşmek, şımarmak ve de şımartmak istersin ve özgürce çok seversin ve de koşulsuz büyür bu sevgi .... konuşacak konular bitmez , yepyeni, yeni yeni, yine yeniden keşfedersen kalbin attığı adamı ya da kadını ... Peki ya sonra? Gün gelir ilk heyecanlar yerini sakinliğe,pırpır atan kalp aynı tempoda durulmaya ve işte orada zihin sorgulamaya geçer ve de Ne oldu diye sormaya başlar...Sorgular, sorgular ,sorgular ve güzel olan saf olanın ötesindeki bir safhaya geçildiğini görür, Beklentiler, istekler, sorumluluklar ve genelde tek tarafın ben yaparımla yalnızlaşan ilişkiler kurulmaya ve bu döngü yeni döngülere dönüşmeye başlar. Her döngüde biraz daha kısırlaşan ilişkide hızlı alınan kararlara evliliğe dönüşen bir takım döngülerde başarısızlık güdüsü devreye girer ve ilişkinin devamını başarı gibi görülür ve de kabül edilir . Başarı sağlamak için bir taraf susmayı öğrenir , sonra yeterli hissetmek için sürekli vermeyi ve sürekli vermeye devam ederek kendi isteklerini bırakır ve kendinden vazgeçer ve bir rutinde yaşamını monotonlaştırır ve de çıkılmaz duvarlar,kalıplar ve de sınırlara kendini hapseder. Peki bu sağlıksız, sevgisiz, karşılıktan yoksun ilişkiler devam etmeli midir ? Yeterli hissetmek için kendinden vazgeçmek doğru bir seçim midir ? Karşılıklı birbirbirine akmayan bu akış nasıl bir döngü başlatır ve kollektife nasıl etki eder?

Çoğu ilişkide kalmış gibi veya gitmiş yapılarak ilerleniyor ve bu her çeşit ilişkiyi sekteye uğratıp gelişimi ve ilerlemeyi engelliyor Ani oluşan ölümler, hastalıklar hep bu hasta zihinlerden oluşuyor. Ben olamayan birey, biz de olamıyor. Bunun enerjisel akışı herkese zarar veriyor. Özellikle bu ilişkiler içinde doğan çocuklar sevgisiz büyüyor ve örnek aldıkları ebeveyn ilişki modellerine yöneliyorlar ve bu akım gelişimsel sorunlarla akıp gider durumda kalıyor. Günümüzde olduğu gibi ....

Her ilişki modelinde öncelikle güven ilişkisi kurulmalıdır . Kalp güvende hissederse kendini akışa teslim eder. Güven en zor kurulan bağdır ve güven geldi mi saygı vermek ve emek harcamak kolaylaşır. Sevgiyle karşılıklı akar her istek ve uyum ve ahenk yakalanır ise çiftler birbirine ilham okurlar. İşin özü birbirine akabilmekte . Aynı anda aynı şeyi hissederek, aynı özlemi paylaşabilmekte. Aynı frekansta buluşabilmekte ve kesintisiz akan bir anlayış kanalı oluşturabilmekte .. Sessizliği paylaşacak kadar çok sevebilmekte. Temas sevginin akışında kendiliğinden oluşan bir paylaşıma dönüşürse işte o zaman mükemmel uyumu yakalamış olurlar birliktelikte ve duysal uyum, düşünsel yani zihinsel uyum ,frekansal uyum devamında tensel uyumu da getirmiş olur .

Koşulsuz sevin ve sadece sevin. Sevgi şifadır. Her şeyi iyileştirir ve de yaşamı çiçeklendirir .Bedene sağlık, Zihne esenlik,ruha özgürlük ver ve kalbe de geniş bir manyetik alan ve isteklerimize ve istediklerimize daha kolay ulaşabilme titreşim yaratma eylemi yeteneği. Doğduğumuzda sahip olduğumuz bizi hatırlamaktır bu. Olduğumuz kişiye geri dönüş ve özü hatırlamak . O yüzden iletişim şekli ne olursa olsun, ilişki modeli ne olursa olsun o alana varlığınızı katın, bir ve bütün olun, her şeyinizi koyun ortaya ve sadece saflıkla , koşulsuzca sevin, emek verin ve de akın özgürce, akışa teslim olarak, teslimiyetteki özgürlük ile ....

Kalmış gibi veya gitmiş gibi yapmayın... Hissettiğinizi yaşayın .... Hissettiğiniz gibi davranın .... Ve sevdiğiniz, sevildiğiniz yere ait olduğunu ve kalbiniz nerede ise evinizin orası olduğunu bilin. Kendinizi olmadık kalıplara sokup da yaşamaya zorlamayın ... Size bahsedilmiş bu yaşamı sevgiyle doldurun, kalbinizle yaşayın. Sevmek nedir tadın.

Birbirine akan, Saf, koşulsuz ve sıcacık sevginin sınırsız ve sonsuzluğunun sizi bulması dileğiyle ....

İlgili Yazılar