Ya Seçmediğin O İhtimalsen..

Yaşamın bilinmezliğinden süzülürken birçok kere seçeriz,; Bazen aşkı, bazen işi, bazen yolu, bazen de kendimizi.. Çoğu zaman da aile olmayı...

Avukuantum
Avukuantum

Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi yöntemleri,. Spirütüel yolculuk…..

15 Haziran 2026
0 dakikalık okuma

Peki ya seçerken ki biz, neyi neden seçeriz ?

Her seçimimizle, her şeyi yeniden başlasın diye mi seçeriz ?

Başladığımız yerleri unutup, hissetmeye ihtiyaç duyduğumuz o ilk heyecan enerjisine mi çekiliriz? Yoksa anı kurtarmak için mi seçeriz ?

Yoksa seçmek için mi seçeriz? ...Ve seçtiklerimizde tükenir, seçemediklerimizde o ihtimallere dayanak oluşturur da olmazlada ve olurlarda, ihtimaller dengesinin dalgasında yok mu oluruz? Seçimlerimizin derinliğine ve algısına bakmadan öylece akmayı seçtiğimizde, derinliklerdeki bize hazır olmadan karşılaştığımız bir kendimizle yoruluruz ..

Peki ya Sadece seçmekle ; derinlerdeki bizim ihtiyacımızın köklenmekle olan özlemine mi çekilir halimize yolculuğumuzun verdikleri... Yaşam çok yönlü bir ışık demetidir ve ışığa her baktığımızda , baktığımız ışık kendini bize yaklaştırır ve bizi de diğer renkelerine yaklaştırır... Ve bizler çoğu kez olanları kaçırır ve olmayanlara çekilir ve başka bir olmayanı seçeriz.. Çünkü kendi merkezimizdeki kendimizden uzak kaldığımız her bir an da o ayrı kalınan haldeki eksikliğe çekilir, arayışa başlarız... Oysa ki arayışlar beyhude çabalardır ve duyguların iç seslerindeki karmaşalardırlar....

Bir filmin ilk sahnesindeki ilk temas, ,ilk karşılaşma ve de o ilk gözlerin buluşmasındaki derin uyum ve birleşimin verdiği tutkusal yükseliş ve merakın getirdiği gizemli heyecanın bize ne vereceğine dair yepyeni düşüncelere dalmadan yola çıkan bir ufuk yolcusu gibi , ışığı işler ve farkındalıklı ve nitelikli bir iletişim kurmaya yöneliriz ve sonunda akışın gürleyen gücünde bir hışımla bütünleşen o ilkler aşka, sonra da bağlılığa dönüştüğünde , bambaşka deneyimsel ilişki dinamiklerini yaşamaya ve gerçek zihinsel tanışıklığa başlarız ve ilkleri geride bırakır , varacağı sona odaklanırız... İlkler yerinde muhafaza edilmeli ve ilkler, devamı da sonu da birleştirmelidir.

Filmin sonuna varana dek yolda gelenler ve önümüze çıkanlar, bize sadece yepyeni farkındalıklarla gelirler ve bizler yollara adapte olunca sona doğru bambaşka bir benlikle algılamaya başlarız... İlk intiba ile daldığımız yoldaki alanlara yayıldıkça ve tanıdıkça genişleyen ve gelişen algısal bir bütünlükle bakmaya ve gerçekliğini anlamaya girişir, arka planda görünmeyenleri de anlamaya yol alırız ve işte sonlar burada şekillenmeye ve bizlere yer etmeye başlarlar ... Tümlük ve benlik bizdeki yerini aldığında ya bizimle örtüşür ya da bizdeki yerine sığamaz ve etkileşmedeki ayrışma başlar.. Her yolun sonunda ilk muhakkak ki yeniden belirginleşir ... Çünkü ilk his doğrudan kalpten gelir ve algılara nüfuz eder... Ve ilk ses hep doğruyu söyler ve işte oradaki olmasını istediğin ,kalbindekini duymaktan imtina ettiğin senle örtüşemez .... Kalp kendi doğasında titreştiğindeki duyumlarını , durumlara yaydığında bütünlük hakimiyet kurar... Ve seçtiklerinle sona vardığında, seçmediklerinde kalan kendini görmeye başlarsın... Çoğu zaman zihninizle sadece seçmeye odaklandığında , seçmediğin ihmal olduğun gerçeğini, kendi gerçekliğinin yaşamına aktarılmayı beklediğini derinlerinde hissedersin...

İşte şimdi tam da burada , bu anda seçmediğin o ihtimal ol ve farklı sonuçlar için farklı adımlar at ve farklı hissetmek için çekildiğin değil, yaydığın enerjiye doğru yol al...

Bırak bu kez kalbin pusulan olsun... Kendi merkezinden yayılan enerjiyi kokla, dokun, hisset, tadını al ve duyumsa ... Kendinle kendine doğru akmanın tam da ortasındasındır.. Bu davet senin tüm ihtimallerini tükettiğin, seçmediğin ihtimallerine yani kalbine doğru ilerlediğin bir tünele girdiğin ve ışığa vardığın yoladır ... Bu kez farklı olsun ..... Ve Farkı sen kendinle yarat...

İlgili Yazılar