Venera 'nin sevdasının masalı.. ( Bölüm 8 )
Aşkının kraliçesi, Peri kızı Venera'nın kalbinin masalındaki her halindeki aşka dair bir olma halinin her alanında görülmeye değer olmasına vesile oluyordu...
Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

(05.07.2025. ) Kuş seslerinin neşeli cıvıltısı ile tatliş uykusundan uyandığında; periçe Venera, düşlerinin sihrini yazıya aktarmak için sabırısızlıkla yanıyordu aşk ile ... İçindeki küçük peri kızının heyecanlı hallerinin de coşkunluğunda; düşler ülkesinden koşarcasına gelen yaşama akan enerjisi ile şen ve canlı idi kalbi ve öz halini, varoluşundaki o çocuksu haline yoğunlaşan bir özlemle sarıldı ve gerçekten öz varlığına, yıldızlardan kopup gelen ışığının kaynağına ve her haldeki saf kendilliğine yoğunlaşan hasreti ile kelimelerin büyüsüne teslim etti çağlayan şelalelerinin taşarcasına akan tüm renklerinin şarkısını .
Tatlı telaşlı gülümseyen heyecanlarında ; aşk ile doluydu yüreği. Kalktı renkleri ile gökkuşağını kendine yatak yaparak uyuduğu yatağından Venera ve aynaya baktı.; parladığı gördü, gözlerinin yeşiline aşık aşık baktı, pırıltısında salındı ne denli güzel bir kadındı aslında ve şimdilerde farkına varmaya başlamıştı görüntüsünün. Kendini görmeye başlamıştı.... Ruhunun esintisi tatlı mavi tonda, biraz deli, biraz heyecanlı , bir tutam sarı ve bir tutam pembede parlayan pamuk şeker tadında, altın başak parıltısında havalara zıplayan bir çocuğun nazlı ve de içten edası gibiydi görüntüsü . Penceresinden dışarıya baktı ve de yeşilin tonlarında dans eden ağaçların gökyüzünün altında ne kadar özgür olduklarını gördü ve öyle safi ve doğal ve akışında eğleniyorladı ki, onlara dahil olmak istiyordu kalbinin sıcacık sevgisi. Kuşların uçuşu gibi ahenkle uçabilmek ve de salınmak mavi ile beyazın harmoni olduğu gökyüzünde ve sevdası olsun diledi , eşsiz ve sonsuzluğun derinliğinde akan bir sevda masalında akmaya niyet etti ve dedi ki en çok sev yüreğim, sonsuz ve de sınırsız ve de koşulsuz aç kalbini, kalpten olsun aldığın her nefes.
""" Bu dünyayı sevgi kurtarabilirdi sadem. """
Bir küçük sevda dokunuşu ile kelebek etkisine dönüşecek sevgilere vesile olmayı kalbinden serbest bıraktı, evrenin boşluğunun sonsuzluğuna doğru; Sevgiye ve sevmeye önce kendini sevmeye açılan yollardan geçerken bırakacağı izlerle attığı her adımıyla, geçtiği her yere sevgi tohumları ekmeye başladı ve esas olanın başlayan bu sevdaya dair filizlenmenin etrafını da saran sevgiyle, çoğalan bir sevgiyle seviyor olmasına izin vermesi ile çoğalacağı sihrini bulaştırmaya niyet etti ve izin verdi.
"""Sessizlik ve içindeki tüm evrene ait sırlar"""; sevgiyi görünmez bir gizemde saklı tutar vede nesilden nesile, insanlığa ve de varlığın her haline aktarılacağı izni bekler zamanda ve Sessizliğin içindeki o ince çizgide netlikle savrulan muhteşem bir ışık ve ses koduyla iznimizi bekler her yanımızda... Periçe Venera; bu gizemin farkındalığa varmış ve edindiği sırları görünene yaymaya niyet etmişti. Sevdaya dair, aşka dairİ evrenin bir diğer hazinesini hissedip, hissettirmeye yol almıştı...
Günlerden Venera'ydı yeniden ve kalbindeki aşka sürgün filizlerinin yeşile çalan hisleri mesleki platformunda da keskin çerçevelere esneklikle yaklaşmasını sağlayan farklı bir bakış açıları kazandırıyordu peri kızına.... Danışan almaya ve herkesin kendi hikayesini dinlemeye bir giriş yapmıştı... Her bilenin, bilinmeyenini anlamaya ve anlayınını bulmaya ihtiyacı vardır; yeni deneyimler yepyeni edimler ve daha derine dikey bir özgür dalış demekti...
Kalp kırıklığı yaşayan çevresindeki izlediği birçok kişinin acılarını dinlemek de başka başka yolların başıydı. Dava süreçlerine dayanan zorlu iletişimsel arızalara sahip ilişkiler, kalbinin sızısı tüm hayatına vuran insanlar, yorgun zamanlardan geçen ahalinin hissettiği yorgun düşünceler, mesleği ne olursa olsun psikolojik olarak yıpranılmanın derinlerdeki acısal izleri ve sevgi eksikliğinin telafisinin olamayacağının yarattığı yas sürecini deneyimlediğim insanların varlığı. Süreci bizzati takip ederken; aslında her şeyin çok da anlamsız iletişim eksiklikleri, birbirini doğru anlamama, dinlememe, anlayış ve içtenlikten uzak iletişisel yaklaşımların sıklığı, şeffaflık ve de samimiyetten yoksun paylaşımların fazlalığı ile darmadağın olduğunu ve de genelde kadınlarda oluşan aşırı beklenti ve ilişki içerisinde iken dahi yalnızlık ve de özgür uçuş tonunda davranışlarla erkeğinin yok sayıldığı eylemerin aslında içsel yaralara yol açtığını gözlemledim birçok ilişkide . Her halde yeniden ve yeniden kalplerinde umutlar oluşmuş ve de aşka yelken açan ilişki modellerinin yarattığı kaos alanlarından, gölgeli hislerin semalarından geçmeye cesaret edip, gözlemlemeye başladı yara almış kalplerin derin boşluklarını ... Şundan emindi artık Venera, kedinin de, tüm insanlığın da ve bu diyarın da tek ihtiyacı koşulsuz ve saf sevgiyi. İlahi olana sarılmanın ebedi hzjuurna teslim olmak... AŞK, iyileşmenin, şifalanmanın keşfi mümkün olamayacak en var iksiriydi bu alemin ve de tüm alemlerin. Hayat bi şekil yaşanır, akar gider anlar ve de hak edilenlerin hakkımız olduğunu kabül edene dek yıllara mazi demeyi öğretir akıllar, dönüp arkaya bakacak ne mecal kalır ne de istek ..... Oysa şimdi hemen ihtiyaç duyulanın SEVGİ min her hali olduğunun kabülü yaşamın başlamasının ilanı olur , ruhumuzun ilacının, şifasının, ihtiyacının sevgi ve şefkat olduğu gerçeğini kendinden dahi sakınmayı bırakıp sevdalı gönüllere sevda yolu döşemenin lütfuna ermenin gönül rahatlığına varmanın hissettireceği şahane hislerin buram buram aşk kokması gibi.... Zaman lazım ifadesinin raf ömrü bitmişti artık. Zaman şimdi idi ve tekti zaman. Hayat şimdide yaşanıyordu ve dün, bugün, yarın hepsi bir anın sayısız olasılıklarının toplamı ve sayısız ihtimalin de mimarı idi.. Zamana bırakmanın bahanesindeki kabül edilebilecek tek gerçek; herkesin kendi zamanının olduğuydu, akan her damla gözyaşının özgürce aldığı yolun asilliğindeki nezih saf duruşun varacağı tertemiz duyguların silkinerek oluşturacağı AŞK DENİZİ nin tuzlu suyuyla yükselecek buhurun şematik renkli kuşağındaki sevdanın resminde görünür olması..... Her şey herkesin kendi zamanında vukuu bulacaktı. Hayat böyle diziliyor, hizalanıyordu. İlahı olanın hizalanması da böyle başlıyordu. Tanık olduğu yollardan geçip kendi özüne bakış atan Venera kalbinin sevdasına bürünmeye yol almaya karar verdi yeniden...
AŞK; öyle bir büyü ki; hiç olmadığın biri olursun sanırsın, ama aslında içinde hep olduğun, hiçbir zaman görmeye cesaret edemediğin o kişi olduğunu anlamanı sağlar bu eşsiz duygu . Gözleri farklı bakan, kalbi farklı atan ve de elleri farklı dokunan. Fiziken böyle bir duyguyu yaşayacağın o aşk içine dolduğunda, aslında hep orada olan bu asil ve özel duyguyu bulup onu serbest bıraktığında bunu önce kalbin söyler,; kalbinin atış şekli değişir, nasıl attığını anlamlandıramazsın şaşırsın, ürkersin nasıl yani dersin ve de o an gelir kalbe ruh cevap verir evet işte o alev alev yanan kalbinin ruhunda yarattığı ateşlerde yaşama doğru süzülürsün , ruhunun yaşamda iz bırakma vakti geldi der ateşinin harı ve bu öyle eşsiz bir aşktır ki, o olmazsa varlığının arayışı hiç bitmez.. O olmazsa hep bir yerlere ait olmaya çalışırsın da olamazsın. Kendin olmanın bir olma halini, içindeki her iki halinin birleşme seremonisi ile kutsal bütünleşmenin ( içindeki eril ve dişil yanının) hissedilir olmasına varan ilahi aşkının seni sarması ve aşkının alevinin seni tanımlamaya yol alması ile bulursun varlığının özünü; İşte o vakit var olmaya doğduğun şey olursun, aşka doğan, aşk ile yaşayan o eşsiz varlık ve kendinden ötendeki, ötekini bulduğunda muhteşem bir örtüşme yaşarsın ve beden buna eşlik eder önce ; uyumlanmalıdır bedensel olan her detayın ve her hücrenin katmanları.. Varlıklarındaki tüm kayıtları ile birlikte birleşme yaşanır ve devamında zihin de sonradan bu oluşuma katılır; zihin önce alışılmışlığa tutunur ve alışkanlıklara direnmez ve sert direnişlerle bu uyuma engel olmaya zorlar ve çok zorlar önceleri, inanma der, kalbi baskılar, ruhu yok saymaya çalışır ve de bedene ağrılı ıstırab verir, hastalıklarla saldırır, yorgunlukları artırır, ve zayıflatır bedeni, acımasızca, sinsice ,haince kontrol etmek istercesine ve de süreci sadece geciktirir. Kalp cesur ve aşk dolu atmaya devam eder ,istikrarlı olan sadece kalptir.. Gerisi teferruattır ve ne zamanki zihin de ona eşlik etmeye başlar işte o vakit bu süreç sürekliliğin aktığı güçlülükte kararlı bir yönün akışında ilerler ve en nihayetinde kişinin kendi içindeki bütünleşmesi tamamlandığında sırada aşkı beslemek ve büyütmek kalır. Aşk eşsiz ve saftır ve sevgi ile harmoni olur, sevilene yansır ve onu da aşka davet eder ve AŞK sevda masalı yazmaya gelmiştir ve de yazmaya başlar sevdiceğini de ekleyerek. Her gün daha çok ekler ve daha çok ekler ve sevdiğinin kendine katılması ile aşık çocuksu coşkusu ile çoğalır ve de çoğalır ve de büyür aşk sınırsızca. İşte böyle bir aşktı Peri kızı Venera'nın her kalp atışında, "" "“ AŞKA İNAN “ "" , "" AŞKLA YAN """ diyen kalbinin hükmünü yazıp ilanı aşk edip zihninin oyunlarından çıkması ve kendi örtülenmelerinin ardından aşka teslim olduğu akışındaki kendine eşlik etmeye başlaması muhteşem bir bekleyiş koşusunda sonra şimdilerde görülmeye başlamıştı . Kendi zamanına kendine has akışın yankısı ve ötekine varma yolunda içsel örtüşme ile Venera anın aşka yolculuğunda nihai örtülenme zamanları başlamıştı.... Süzgeci çok muhteşem bir aşkın izlerindeydi Venera. Yavaşça emin adımlarla yürümekti onun sevme şekli. Derinden ve eşsiz bir sevdaya giriş oyunları ve yankısı büyük olacak bir aşk ateşi ile yansıdığını hissediyordu aslan kalbinin ruhunun denizlerine aksını seyrederken...
Periçe Venera , "" Tüm benliğiyle aşkının olmaya adadı “ kendini, adanmışlığının yolunda ilahi olan teslim oldu yeniden . Kutsal birleşmenin kutsal aşkın aidiyetindeki hikayesi başlamıştı VENERA 'nın… Fiziken son nefese kadar sürecek eşsiz ve kocaman bir aşkın ilk çığlıkları idi bunlar….. Hoş gelmişte gönlüne türkü, ömrüne şarkı, varlığına ezgi olacak namelerin mimarı ilahi olanın yaşanası kutsallığındaki ebediyete akan AŞK. Aşka aşık bu kadının aşkına teslimiyeti ile Venera mın yaşam yolundaki içsel yolculuğunda kendinden öteye keşif yolculuğuydu bu.... Gününe aşk, gecesine sevda katan varlığıyla, her anında kalbinin ritmini yaşamın heyecanlarına açan eşsiz ruhuna.; Hoş geldin KALBİMMM ….
Kendinin ötekisi ile bütün olmak, bir ve kendine her şey olmak, kalbinin her atışını hissetmek, nefes alışverişlerinde olmak, gözlerinin içinde durmak, evrendeki enerjisel ağına ait olmak, ait hissetmek, sana ait olanı hissederek bilmek, ait hissetmesi, öyle bir yakınlık ile kapsamak . muhteşem derinlik isteyen muhteşem büyük bir aşkı en ince ayrıntısına kadar içinde hissetmek. … Güneşin doğuşunda karanlığı, ay ışığında aydınlanan varlığının katmanlarında ayrışmak ve kendinde hayat bulmak. Aşk birinde kendini yansıtmak değildir, zaten senden olanın yansımasıdır . İÇİNDE NE VARSA, DIŞINDA DA O VARDIR.... AŞK,sevmektir kendinin her halini, gülüşünü, mimiğini, tepkilerini, tepkisizliğini, titremesini sesinin ve bedeninin ve de her hareketinin oluşturduğu hissi içine almaktır her halinde,; Dönüştürmek acılarını, ıstırabını, yalnızlıklarını ve sevgisizliğini ve de her halini sevgiyle bezemektir. AŞK; yaşam yolculuğunda akan her duyguyu bir kılar ve besin veren enerjisi olur yaşamın, yüksek frekans da ateşle örtüşmüş bir muhteşemliğe döner hayat yolu ve göz yaşları acıdan değil mutluluktan akar bu kez ….delicesine akar ve bedenleri birleştirdiğinde yaşanan birleşim aşka ad ol. Aşk ateşi alır götürür güneşin sıcakılığından öte, birleştirir bedenleri eşsiz bir sevdaya bağlı kılar her anlamda ve ateşe bin ekler sevdayı ve aşkın çığlıklarını aşka ekler ve yükselir aşkın her titreşiminde teslimiyetle ilahi olanla bir olarak ..
Evren istediğini değil ihtiyacını verir ve kalbinden titreşene, dilinden süzülene ve zihninden geçene, kendine her an ne anlattığına özenle bak ve dinle lütfen.... Venera'nın Ruhunun ihtiyac aşkla dolu ruhunu hissetmek idi, Ruhunun ışıldayacağı, ait olduğu ruhsal alandaki aşkın ateşine bırakmak varlığını .... Peri kızı sadece o saflıkta parlayabileceğini biliyordu. Evren diyordu ki; direnme kabüle geç ve teslim ol . Ve işte kovalamaca dediğimiz sana ait olan yerinden , hak ettiğinden ve ihtiyacından kaçmak ve bunun yanılgısında olmaktır. Ruh aktığı yerde durulmaya, yaşanmaya ve de sevmeye gelmişti. O ilk uyanış kalbin yoluydu ve de kalben yaşanacak deneyimlerin mucizevi bir esintisiydi.
Aynadaki Venera da yepyeni ışıklarının sevgisel görüntülerinin aksı; , hep olması özlenen kişiyi yansıtmaya başlamıştı. Ve içindeki har harlanmaya devam ediyordu.
Venera sın kendini tanıma yolundaki adımlarında daha ileriye yön tutma arzusu yeniden alevlenmişti.... Ve ruhu onu yoluna devam edeceği kişilere yönlendirmeye başlayacaktı . Kalbini dinleyip muhteşem yeni dünyaya giriş yapmıştı ve gerçekten neleri ne için yaptığını, hayatında yaşadığı çelişkileri, kayboluşlarını ve de nefes alışlarını duyar gibiydi. Hangi deneyiminde ne bırakmıştı, nerede kaybolmuştu ve de nasıl bir benliği vardı,,, doğumundan bu gününe, annesinden ona ne aktarılmıştı ve annesinin yaşayamadıkları mıydı???
Atalarıdan neler gelmişti, aktarılmıştı ona ? Neler geçiyordu yazılımlarında ve neler akıyordu ruhunun pınarlarında….. Ateşi, suyu ve toprağı nelerle doluydu. Havasında hangi rüzgar esiyor ve de hangi mevsimlerde çiçek açıyordu. Hangi boyutlardan esmişti bu dünyaya ve yolunun bu diyara düşme sebepleri nelerdi. Yaşam yolculuğundaki hediyeleri, sürprizleri ve yetenekleri nelerdi.. Yol yepyeni ve hazırlığı aşktandı…… AŞK ileydi...
Ruhunun İkilemlerine yönelt bakışlarını ve ikilemini çözmeye niyet et ve içindeki kaosa neden olan ikilem duygularını gör diyen iç sesi sesini yükseltmişti ..... Çocukluğunun hezeyanlarındaki masum göz yaşlarında ne gizliydi. Terkedilme korkusu, yalnız bırakılma korkusu, güvende olamama hissi… O denli bariz ve de şu anda idi ki o hissin; onu oldukça hüzünlü hissettirmesi artık anlam barındırıyordu .. Çocukluk yaralarıydı çoğu his ve kendini tam olarak açamıyordu. Kendini açmaya olan korkusu; onu ondan alıyordu ve kalbini hissettiği şeyden de alıkoyuyordu. Adı kalbini korumaktı, oysa ki hissettiği şeyden kaçıyor muydu? Kendini teslim etmemek için derinliklerden mi kaçıyordu? Aşkın o sarsıcı dönüştürücü gücünden, yoksa kendi olmak ve kendini sonsuz açmaktan mı, aşıktı, aitti ve bi kalbin atışındaki güce göre hissediyordu ve yaşamını buna göre dizayn oluyordu. İsteyerek ve de istemeyerek. Bunu kabüle geçme vakti gelmişti Venera'nın...
Ruhunu duyabilmenin, kalbini hissedebilmenin en has hallerinde idi. Muhteşem bir öznellik ve de harika ötesi bir histi ötekisiyle olmak.. Enerji bedenlerinin bütünlüğünde tam olmak kendi olmak en özel deneyimlerdendi. Aşk ile ve içselliğindeki öznel yolculuğu onun için vazgeçilmezdi artık. Aşk kadını idi Periçe ve aşkın en derin halini hissettiği anlarında dahi aşk buymuş diyememişti. Hiç kendi olmadığını anlıyordu, görüyordu ve biliyordu artık . Hayata dair yaşamını yönlendiren ve sessizce kendine getiren eşsiz duygulara yelken açmıştı. En derinden işlemişti benliğine......
Devam Edecek .....


