Peri kızı Venera'nın Varoluş yolculuğu ... ( Bölüm 6 )
Saflığımızın hep içimizde olduğunu hatırlayarak, telli duvaklı gelin misali süzülerek yaradanın ışıklı yolundan varoluş yolculuğunu anlamak .. Hakikate doğru..
Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi. Spirütüel yolculuk…..

Venera 'nın derin dalışlarındaki keşfe değer analizlerinden.....
Anne karnına düştüğümüz an başlar kayıtlarımız, öğrenimlerimiz ve de yaşam yolculuğumuz. Anne karnından annemizin kayıtlarını, bilgilerini, blokajlarını, enerji bedenlerindeki tüm verileri yükleniriz, annemizin duyguları ile kendimize ilk kalıplarımızı kurallarımızı, blokajlarımızı atarız. Doğum zamanına kadar oluşan kayıtların hepsi anneden yüklemedir. Nefes aldığımız o ilk andan itibaren de dünya gözü ile eğitimler başlar,; ana verileri annemizden alırız, babamız ile şekillendirir ve de her yetişkinden bişi alırız ve 7 yaşına kadar bizimle olacak saf bilincimiz yavaşça elimizden alınır ve de unutmamız sağlanır.
Oysa ki varlığı ile doğduğumuz ilahi olan bağlılığımız hep baki kalsa insanlık nasıl da sevgi dolu varlıklara dönüşürdü.
Saflık, saf sevginin ruhun aidiyetinin, varoluşun ve varoluş sürecinin bilindiği evredir. Duyguların olduğu gibi kabülü, mutluluğun içten gelmesi, sevginin kalpten yayılması, ruhun fısıltıları ile kaynaktaki bilgiyi zihinle paylaşması ve bir bütün olarak yaşam yolculuğuna akmak.! Çocukların neden masum, neşeli, gözleri sürekli parlayan varlıklar olduğunu anladık mı şimdi.? Hiçbir şey düşünmez minik insanlar, safidirler ve safi severler, bağlanırlar, sahip çıkarlar, güdüseldirler, bir an ağlar bir an sonra gülerler. Duygularını ilkel ve doğal akışında yaşarlar. Olumsuz hiçbir duyguyu bilmezler. Kızmazlar, öfke nedir bilmezler. Kolay arkadaşlık kurarlar ve de kolay da hoşça kal derler. Saçma bağımlılıkları yoktur çocukların. Oyun oynamayı severler, enerjilerini aktaracak bişeye ihtiyaçları vardır. Dondurma severler, pamuk şeker severler, şekerleme severler, Şeker severler çünkü sürekli hareket halindedirler ve de enerji ihtiyaçları vardır. Balon severler çünkü balonun özgürce uçmasını izlemeyi severler. Uçurtma severler; çünkü uçurtma uçurmayı da özgürlük bilirler. Haylazlık yaparlar çünkü söz dinlemek onlara göre değildir. Üzerlerini kirletirler çünkü dokunmayı ve dokunarak iletişim kurmayı bilirler. İçgüseldirler. Planlı değillerdirler ve de bilinmez şifreleri yoktur. Büyürken tüm bunları unuturuz ve de unutmamız için her şeyi yapar büyüklerimiz ve yetişkinlik adı altında bildiğimiz tek şey birbirini sevmeden kurulan ilişkiler olur. Ve zaman , eğitim dediğimiz o bambaşka düzen bilinci sıfırlar gibi saflığı alır, zihni kapital kalıplara yerleştirilmiş muhteşem etten kemikten fiziksel robotlara döneriz . Yaşam yolculuğu sıradan hayatların benzer yanlarına döner.
Küçük insanlara büyümeyi değil; şimdiki yetişkinlere çocuk olmayı öğretmektir işin doğrusu.. Neşenin ilk duygu olduğunu ve sevginin kalpten geldiğini her derde deva olduğunu öğretmektir esas olan !!! dünyayı kurtaracak olan neşenin doğasıdır.. Tüm duyguların ilki olan neşeyi, şen olabilmeyi bilmektir.. Varoluşun esasları olduğun gibi olabilmek ve de olduğun gbi kalabilmektir. Beklentisiz ve de ol halinde olmak. Hayata dair en güzel şeyleri hissederek yaşamak. Aşk kokusu ile güne muhteşem harmoni katmak. Hayatı koklamak . Her daim ve de her an yeniden koklamak tazecik doğumları …
Kum Tane'sinin doğumu da bu taze doğumdu Peri kızı için. Özüne, öz kaynağına ve de kalbindeki sevgiye sarılmaktı ve şefkatle kendi yaralarını iyileştirmek için küçücük bedendeki saflığı kendine şifa etmekti. Yapabileceği en has dokunuş buydu ve de o da öyle yaptı. İçsel tamiratına yönelmek için bebeksi kokuyu koklamak ve bebişinin ruhunun saflığını kendi ruhunun hizasına gelebilmesi için adım attı kendi ruhsal yolculuğuna doğru adımını..
Spiritüel yaşam sadece bir öğreti değildir. Gazete okur gibi yaklaşım, kitap okur gibi yaklaşımın hiçbir faydası yoktur. Hayattaki en adanmış yol kendini adayacağın bir aydınlanma yolu olmalıdır spiritüel yaşam ve ruhsal yolculuk ise çok daha başka kendinin bilinmezliğinin bilinir olmasına doğru bir dalıştır ve de netlik gerektirir. Saflık gerektirir. Şeffaflık ister ve sonsuz bir teslimiyetle sarılmayı gerektirir. Kabüle geçip güven duymanı ister sistem ve de evren ve de akışa teslim olup an dediğimiz zaman kavramında hissetmeye başlamayı gerektirir. Zihnin kalıplarından çıkıp o ilk andaki rahatlıkta akmayı öğrenmektir ruhsal yaşam ve adanmışlık ister. Seçicilik ister. Kendin için yaşamı seçmiş olmayı ve de belki de ilk kez tam olarak kendini seçmeni ister. Kendi içsel bütünlüğünü sağlamadan , kendini keşfetmeden hiç bir şey tam olarak kurulmuyor içerde iç dünyanda.; hayata dair her hamle, hayata dair her adım önce içten bir oluşum ile şekillenmeli ve de gökyüzüne varacak o ilahi bütünlükle eşsiz bir hisle, aşk ile çıkmalı kalbimizden. Ruhumuz, bedenimiz ve de kalbimiz ve de zihnimiz beraber karar vermeli her adımına yaşam yolculuğumuzun ve de her anı koklayarak, her anımıza sarılarak devam etmeli yaşam. Bu yaşam yolculuğumuz o denli kıymetli ki her adımı o denli heyecanlı vede renkli ki; her şeyi renkleri ile bir bütün olarak görmeyi ve de içimdeki renklerle bütünleştirmeyi çok önemsiyordu artık Venera. Hayat yolculuğu derinliklerindeki öz sevgiyi ve ışığı taşırmak için ona sunulmuş bir lütuf ve bu lütfu her şekilde yansıtmaya ve de paylaşamaya ve de sevgiyle beslemeye hazırdı ve yolculuğunun daha yeni başladığını da biliyordu.. İçindeki beliren “ VENERA “ o küçük yeşil yeşil bakan kız çocuğunun gözleri nihayet parlamaya başlamış ve aynada kendini görmeye hazırdı ki kendine aynaya bak diyor gör kendini ve de muhteşem bir varlık olduğunu , bir mucize olduğunu hatırla diyordu. Mucizelere dokunmak için geldin bu dünyaya ve önce kendi mucizene dokun ve de kendi mucizen ol diyor o küçük çocuk ve de gülen yanaklar, meltemde savrulan kıvrım kıvrım bukleleri ile ekliyordu ruhuna ; Peri kızı seni çok seviyorum kadınım beni de al yanına ve bu dünyayı keşfedelim birlikte ve de heyecanımız sarsın her sevdayı ve ilahi aşkın sonsuz büyüsü ile büyüle dokunduğun, gördüğün sarıldığın her şeyi…. Çünkü biz bu dünyaya bir lütufuz ve de sevginin her haliyiz.
Devam Edecek......


