Sadelik, Çıplaklık Değildir ..İhtiyacın Olanın Görünür Olmasıdır...
Ne çok özlemişiz kendimiz olabilmeyi:!!!! Kendimizle yolda olmayı, sakıncasız ve sakiince ilerleyebilmeyi ... Halbuki bir ömre sığdırmak isteyeceğimiz o kadar gürültünün içinde çoklukla olabilmenin başarı olduğuna inandığımız zamanlarımız sığınırdık ... Ve olduğuna inanırdık ... Ta ki çokluğun altında ezilmeye başlayana dek... O denli yorgunlaştık ki; yağmalandık, .çokluğun içindeki özümüzü göremez olduk; yalpaladık ve yolların içindeki hengamede bedbaht olduk... Ve çoklukta aslında hiçliğin izinden giden bir dergah gibi olmaya çekildik .. Özledik, özlendik... En çok da içimize dönmeyi özledik;; kalbimizin izini sürdük , ruhumuzun renklerine büründük .... Bir baktık ki artık görünen kendimiz değiliz ...
Kuantum manyetizma, evrensel enerji,psikolojik astrolojik bakış , human design açılım, psikoterapi yöntemleri,. Spirütüel yolculuk…..
"". İnce ince vurulduk , ayrılıklara bölündüki farketmeden senelerce yalnızlıklara yürüdük """ demişti Sertap Erener ve çokluğun yarattığı yalnızlığın kıyamını hissettirmişti... Ne olur ne olmaz dediğimiz her şeyin olmazlığındaki bolluğunda, sadeliğin zenginliğine hasret kaldık.. Sonra varlığımızın görünmez kanatlarına teslim olduğumuz yalınlığımızdan bolluğun engin derinliğine yürüdük.. Ve vakit gelmişti artık sayısız ihtimalin yaratmasına izin verdiğimiz kalabalığının içindeki faydayı seçmek en kazançlı belirleyici idi. Ve faydasız ile faydalıyı ayrıştırdık ... Sevgilinin tekliğine bağlandık .. Çünkü ilahi aşk, ışığını kalbin özünden yükseltmeyi seçmişti ...
Sadeleşmek, fazlalıklardan arınmak ,yaşama alanını düzenlemek , fazla eşyalardan arınmak ,gereksiz kıyafetlerden kurtulmak ,eskiyen çamaşırları dolapta tutmamak ...Hayatımızda vadesi dolan bize hizmet etmeyen insanlara veda etmek , zarar veren ilişkilerden arınmak ,enerjimizi aşağı çeken iletişim hattımızı sonlandırmak ,sevgiyle gürleyen varlığımızı sevgiyle yüceltmek ... Hak ettiğimizin altına inmemek, sınırlarda durmamak ... Açık denizlerin uçsuz bucaksızlığının davetini kabüle geçmek ..
Pek tabi burada şu soruyla bir hareket alanı oluşacaktır....Sadeleşmek, bir gül ağacını budamak gibi ise ve yeniden açması için köklerinin az üzerinden kesilen bir gül ağacı var iken; bu örneği mi aynalayacağız ... Yani sadeleşerek çıplaklaşacak mıyız ? Sahip olduğumuzu sandığımız her şeyi bir an da bırakacak mıyız ?
Evrende hiç bir şey tek yönlü değildir ... Ve hiç bir zaman çok şeye ve görünenin her şeyine sahip değilizdir.. Sahip olduğumuzu düşünmek büyük bir yanılgıdır .. Çünkü görünen alemin sahip olunmayacağı detaylarına biz insanlar nasıl olabileceğimizi bilmiyoruz .. Aslında sahip olamayacağımızı bilmiyoruz .. Çünkü aslında bizler hiç bir şeye sahip olamayız .. Çünkü evrensel alanda her şey herkes içindir ve bize ait olanı çekebilmek için sahip olduklarımızı sandıklarımızı bırakamamız gerekir .Hiçliğin içindeki en güçlü varlığın , var oluşumuzun saf kanalında kalmak olduğunu bilmek ve özümüze geri dönerek, kendi içize bakmayı yeniden öğrenmek hissettiğimizi bize çekimleyeceği gerçek aidiyete doğru ilerlemek ve hissettiğimize sahip olmak ....
Kalp önce sakinleşir , sonra yavaşça olana doğru köklenir ve olduğu haline yayılmaya başladığında kapsayıcı olur ve sonrasında yolunun içindeki merkezlenmede baş köşeye yerleşerek,, yaydığı manyetik alana doğru çekimlemeye başlar .. Her şeyi ve her güzel adımını kendine göre şekillendirmeye başlar .. Sonrasında kalp özgür tonda ses vermeye başladığında işte o an her şey yeniden başlıyor demektir .. Yaşamın içinden akan bir şırıltıdaki su bağımsız alana doğru evrilir ve gelişir ve büyür.. Ve oluşturduğu gerçekliği yavaş.a içine almaya başlar ... İşte o vakit anlarız ki hiç eksik olmadıki hiç eksilmedik de , hep bir parçamızdan uzak olduk , uzak durduk , kalabalığın içindeki zenginliği var sandık ama yokmuş deneyimledik... Şimdi ise tüm kendinle savaşların sona erdiği noktaya vardık ..Çabanın boşa olduğu bu gerçekliğin içindeki dur noktasına vardık .. Burada her şey kendi esnek ve ahenginde dans eden bir kuğu misali beyaz ve zarif ... Tüm zamanların en şahane düzeninde salınan periler gibi pırpır.... Her daim bir güzellikle güzelliklerine ahenk katan bir tılsımlı takı gibiler ....
Şimdi gelen frekansların söylediklerini duyabiliyorum özümle... Şimdi sesin sessizliğimden gelen bir şarkı olduğunu bilebiliyorum içimde yankılanan resmiyle .... Şimdi ben bir bütünün ve birliğin içimdeki birleşimini kutluyan bir anka kuşuyum.... Dönüşen ruhumun katman katman yücelen o özüne adım adım yaklaşırken kalbinin açılımdaki göz yaşları ile kendi denizlerini yaratan bir peri kızıyım ben ... Ve şimdi tüm kapılarının ardına geçmeye hazır, kapılarının ardınaki mühürler toplamaya ivme kazanan varlığıyla bir erişkin tamlık yaşayan özgün bir ruhum ben ... Yaşamak beni bekliyormuş... Yaşamım içindeki beni bana sunuyormuş .... farkettimi gördüm tanık oldum , şahitlik ettim ve şimdi de kendime merkezde baş köşeyi ayrıdım ve bu bir yeni başlangıcın son perdesi... Her yenidir yola giderken işten bir ard yoldan ödüllerimle ve anahtarlarımla çıkıyorum ve mühürlerim yeni yolumun ayıraçları olmak için geliyorlar ...
Sadeleştim, kabuklarımdan ayrıldım, sonra kat kat kendileri benden gider oldular ve sonra alttan yenisi çıktı varlığımın görünür olması için... Sonra ezoterik bedenim parlamaya başladı .... En sonunda her bir hücrem yeniden doğdu yepyeni bir aydınlığın içinden kendi aydınlığına ve varlığını bütünleyen bir ruhsal gücün dengesini kurdu kendi birliğinde ... Yol oldu iz oldu ve izci oldu ve kendi döngüsünü kurdu ve işte orada tüm ihtiyaçları görünür oldu .... "" KENDİ OLMAK , KENDİM OLMAK """.... Ve işte şimdi yenidir filmin sahnesine giriş yapıyoruz...
Yolun da yolculuğun da ben olduğumun hissiyatında, ve her bir yolculuğun arayışındaki varlığımın kendimi arıyor olduğunun bilincinde şimdi yeni bir alana giriş yapıyorum , biraz kendim olarak yaşayım bu diyarın yollarını diyebilmenin özgür tonlu mavi başlangıçlarında yol almaya adım atma bahşini kendime veriyorum ... Şimdi ihtiyacım olan kendimim...